-->16 Mar 2012--->>Hotel Anı & Åžems Konya   -->16 Mar 2012--->>Hotel Rumi Konya   -->16 Mar 2012--->>Bey Otel Konya   -->16 Mar 2012--->>Anemon Otel Konya   -->16 Mar 2012--->>Balıkçılar Otel – Konya   -->16 Mar 2012--->>Ali Bilir Otel-BeyÅŸehir Konya   -->13 Mar 2012--->>Selçuk Otel Konya   -->13 Mar 2012--->>Yeni Köşk Esra Otel Konya   -->13 Mar 2012--->>Rixos Konya Otel   -->13 Mar 2012--->>Özkaymak Park Otel Konya  
 
Şahin Çimi |

17–20 sene önce Seydişehir–3

O yıllarda arife günü ile bayramları birbirine baÄŸlayan geceler berberlerde sıra bulmak neredeyse imkansızdı. Daha bayrama 6 – 7 gün kala randevular saatli – dakikalı alınır, ona göre sıraya geçilirdi. O gecelerde berberlerin sabah saat 4′lere kadar çalıştığını iyi hatırlıyorum. Tabi o zamanlar uzun saç, saçlara fön çekme gibi modalar vardı. Åžimdi bayram arifelerinde bakıyorum da berberlerde o eski kalabalıklar yok. Berber Ali’nin kuaför salonunda az sıra beklemedik. Hatta bir ara Berber Ali dükkanda duÅŸ hizmeti bile vermeye baÅŸlamıştı. Sonra ne oldu da kaldırdı o hizmeti bilmem?  Birde Berber Hüseyin anlatmıştı; o gecelerde geç saatlerde iÅŸi bitiren berber çalışanları toplu halde hamama gider yorgunluk atarlarmış.. Åžimdi bunların hepsi tarihe karıştı. En son bayram arife akÅŸamı çıktım dolaÅŸtım. Hiç bir berberde kuyruk sıra falan yoktu. Ya artık kendimize bakmaz olduk, ya SeydiÅŸehir’de berber çoÄŸaldı, yada herkes saçını kısa kestirdiÄŸi için özel bayram tıraşı olmaya gerek kalmıyor..

O yıllarda, henüz kot pantolon bu kadar giyilmezdi.. Hatta hiç giyilmezdi.. Åžimdi inanmazsınız ama.. İlk kot pantolonlular SeydiÅŸehir’de gözükmeye baÅŸladığında, bankalar caddesinde pek çok arkadaşımın, kot pantolonluların arkasından birbirlerini dürteleyip, kot pantolonlu ÅŸahsı  gösterip,  baÅŸ parmakları ve iÅŸaret parmaklarını birleÅŸtirerek  malum iÅŸareti yapıp kıs kıs güldüklerini iyi hatırlıyorum. Gerçi sonradan bu arkadaÅŸların hepsi kot pantolonun en kralını giydiler.. Zaman çok ÅŸeye alıştırıyor insanları..

O yıllarda da SeydiÅŸehir’de yerel gazete vardı, vardı ama ÅŸu anda olduÄŸu gibi okuyanı çok yoktu.. Günlük olaylar, kim kiminle nerede ne yapmış dedikoduları, lim kime asılmış, kime laf atmış, kim nerede yaÄŸlı iÅŸ bulmuÅŸ, ki kime dünür yollamış havadisleri genelde ayaklı gazeteler vasıtasıyla yayılır, hatta öyle ki, ılıcada oluÅŸuna birebir tanık olduÄŸunuz olayı, daha siz ılıcadan çarşı meydanına inmeden taşırlar, siz çarşı meydanına indiÄŸinizde dinlerdiniz. Hem de eksiksiz! Åžimdiler de insanlar kendilerini iÅŸe güce verdiler. Pek dedikodu yapılmıyor.. (İyi de oluyor!)

O Yıllar da öğrenciler sokaklar da öyle kafalarına göre sigara içemezlerdi. Baba anne kokusu bir tarafa, öğretmen görür korkusu vardı. Åžimdiler de bakıyorum da, Okul kapısından çıktıktan sonra, kimsenin kimseyi taktığı yok. Bu iyi mi? yoksa kötümü? karar veremedim. Ne de olsa o yollarda çok Uzun Samsun‘um öğretmen korkusuna yarım kaldı.. Neyse kötüdür herhalde..

O Yıllarda SeydiÅŸehir’de böyle büyük Marketler yaygın deÄŸildi.. Mahalle bakkalları vardı. Ama bu bakkallar aynı zamanda mahallenin bankası gibi çalışırdı. Ay ortası parası biten işçiler, gurbete çocuÄŸunu uÄŸurlayıp verecek harçlık bulamayan memurlar, Mahalle Bakkalına müracaat eder. Aybaşında ödemek üzere Mahalle Bakkallarından nakit borç alınır, veresiye hesabına yazılır, ay başında ödenirdi. Buna en büyük örnek Pınarbaşı Mahallesi, Öğretmen evleri Bakkalı çaÄŸlayan bakkalıdır. (Hala Faaliyette) Åžimdilerde ise her taraf Süper Market Oldu. Elbet ne gidip veresiye yazdırabilirsin, nede aybaşında vermek için nakit borç alabilirsin. Eskiden her ÅŸey güzelmiÅŸ be…

O Yıllarda SeydiÅŸehir’de cep telefonları henüz yoktu. Arayan kimliÄŸi de gözükmezdi.Gerçi Türkiye’de hiç bir yerde yoktu.SeydiÅŸehir’de cep telefonunu ilk 1998′lerde kullandığımı hatırlıyorum. Ama asıl önemlisi henüz  arayanın numarasını göremezdik. EÄŸer ev numaranızı bir rahatsız eden varsa, savcılığa baÅŸvurmanız gerekirdi.  Bu yüzden telefon sapıklığı çok yaygındı.Rastgele numaralar arayıp “Postaneden arıyoruz, hata kontrolu yapıyoruz. Lütfen kuvvetlice ahizeye üfler misiniz” deyip, kurban üfledikten sonra ise  “  ohh be  daÅŸ…. larım serinledi diyen çok sapık vardı.. (Valla ben hiç yapmadım) Åžimdi ne güzel. Kimse kimseye sapıklık yapamıyor. Tüm numaralar gözüküyor.

O Yıllarda Ferzene’ye çıkardık.KuÄŸulu Park üstündeki Ferzene isimli maÄŸaraya.. İçinde hazine olduÄŸuna, hatta Ferzenenin içinden bir Tünelin taaaa Antalya’dan çıktığına inanırdık. Sözde bilim adamları bir çipi Ferzene içindeki suya atmışlar, radyo frekansıyla izlemiÅŸler de, taaa Antalya’dan denizden çıkmışmış.. Yıllarca inandık bu efsanelere.. Bu MaÄŸarada çocuk yaşımızla epeyi bir hazine avcılığı da yaptık. Hey gidi günler.. Parasızlık hayal gücünü geliÅŸtiriyor. Ben bunu bilir bunu söylerim. Åžimdiki çocuklar efsanelere bile inanmıyorlar..

O Yıllarda çarşı Meydanında Ezgi Kuruyemiş vardı. Geceleri yaşımız tutmadığı için korka korka girdiğimiz kahvelerden evlere dağılırken, cebimizde ütülmediğimiz son liraları toplar ortağa çitlek alırdık ordan. Sonra çit çit çitleyerek evlerimize dağılırdık. (Dağılır mıydık acaba??!) Sonraları bu kuruyemişçi  taşınmış ordan. Hiçte iyi olmamış. O kuruyemişçi bir Seydişehir Klasiğiydi. Ben olsam başka yere taşınacağıma, o dükkanı orda bırakır, başka yere şube açardım..

O Yıllarda Etibank SAS vardı. Maçlarına gider.. Maç sonuna kadar gözlerimiz rakip takım seyircilerinde olduÄŸundan (Tabi eÅŸÅŸekler gibi bağırarak..) maç sonucunu ancak maçtan çıktından sonra öğrenir. EÄŸer maç kazanılmışsa Stat dan SeydiÅŸehir merkeze gelinceye kadar tezahürat yaparak gelirdik.Futbol izlemeye mi giderdik, yoksa bağırıp, çağırıp, sövüp stres atmaya mı hala bilmem. BildiÄŸim o maçlardan sonra deÅŸarj olduÄŸumuz….

O yıllarda birde eski stat vardı.. Ama orada sadece Mahalle takımları maç yapardı. Bu eski stat’ın demirleri, telleri sökülüp hurdacıya çok gencin sigara parası olmuÅŸtur. Çok gence de bazı özel geceler için otel, barınak olmuÅŸtur. İtiraz eden olursa isim isim sayarım.. Hem de oda arkadaÅŸlarıyla beraber..

O yıllarda KuÄŸulu yolu üzerinde, Kugulu’ya giderken solda, sanırım oradaki aÄŸaçlığı sulamak için, Orman İşletme Müdürlüğü tarafından yapılmış bir böğet vardı. Oranın da özel bir ismi vardı ama ÅŸimdi unuttum. pek çok SeydiÅŸehirli genç gibi bende ilk boÄŸulma tehlikemi orada geçirdim, yüzmeyi ilk orada öğrendim. Ne deniyordu o bölgeye ya?

O yıllarda doğayı henüz öldürmemiş olduğumuzdan, küpe camiin hemen arkasında şu an TOKİ yapılan yerde, kış aylarında Ördek avlayabilirdiniz.. İnanmazsanız o yıllardaki avcılılara sorun. Bende bir kaç kez babamın emektar çifteyi aşırıp oraya Ördek avlamaya gittim. Hey gidi günler.. Şimdi ördek için taaa Suğla Gölüne gitmeniz lazım.

O yıllarda Marangozlar Sanayinde  Mucur işi başlamıştı. Teferruatını tam hatırlamıyorum ama, sanırım oradan buradan ihale ile alınan toz toprak vs ile karışık metal parçalarının fazlalıklardan arıtılıp cins cins ayrıldığı iş idi bu.Öğretmenevleri Mahallesi gençlerine epeyi bir zaman ekmek kapısı olmuştu. Sanırım oraya ilk işe giren Kürt Vehbi ile, Uzun Mesut olmuştu. Arkadan da Bütün Mahalle gençleri oraya işe başladılar. İşe toplu halde gidilir, toplu halde gelinirdi. Bir iki gencin orada başlarını tozdan topraktan korumak için, arablar  gibi  peştemal taktıklarını, hatta bir müddet sonra bunun diğer orada çalışan gençlere de yayılıp işe gidip gelirken de taktıklarını hatırlıyorum.Sonra ne oldu da o iş bitti hatırlamıyorum. Sanırım işyeri patronu paraları takmaya yada geç vermeye başlamıştı. Günahını almayayım ama öyle hatırlıyorum.. Hey gidi günler.. Günlük ücretimiz o zaman 5  paket Maltepe ediyordu.Demek ki şimdi din 15 lirası.. tatlı paraydı ama.. Zaten işyerinde , hep aynı mahalleden olduğumuz için , işi geyiğe vurur kaytarırdık..

Velhasıl o yıllar güzel yıllardı. Garibandık, parasızdık, harçlıksızdık ama mutluyduk. ArkadaÅŸlıkların bir deÄŸeri vardı.(Yada ben öyle sanırdım..) Köprünün altından çok sular aktı. Çok ÅŸeyler deÄŸiÅŸti.. Åžimdi geriye dönüp baktığımda o yıllar için, “bazen boÅŸa geçmiÅŸ zaman” bazen de “dolu dolu mutlu geçmiÅŸ zaman” diyorum. YaÅŸlanıyoruz…

Hatırladıkça eski SeydiÅŸehir’den enstantaneler yazmaya devam edeceÄŸim..

Şahin Çimi

Bu Yazının Bağlı Olduğu Önceki yazılar:

http://www.konyaninsesi.com/17-–-20-sene-once-seydisehir-–-2/

http://www.konyaninsesi.com/17-%e2%80%93-20-sene-once-seydisehir-1/

Share
Bu Yazı  Åžu Ana Kadar   284   Kere Okundu

2 Yorum Var “17–20 sene önce SeydiÅŸehir–3”

  1. gani tugay diyor ki:

    namıa yanayım ordan türkiye rekortmeni ne yüzücü gençler yetişti. sen suphiyi bilirmisin .

  2. yörük şükrü diyor ki:

    o bögetin adı yedi metreydi gani abim beni oraya götürürdü

Yorum Kapalı

Son GeliÅŸmeler