Alışkanlıklar insanın içine işliyor değil mi? Yıllardır bu mevsimde, bu zamanlarda karın yağmasına beyaz örtünün doğayı kaplamasına alışmışız. Biraz gecikince hemen gözümüz yollara düşüyor. Nerede kaldı bu kar? diyoruz.
Her sabah kalkıyoruz ve genellikle lavaboya gidiyoruz. Çünkü öyle alışmışız. Gece belirli bir saatte uyumaya, sabah belirli bir saatte kalkmaya alışmışız. Yemek saatlerimiz hemen hemen belirlidir. Sofrada [...]
Kar Biraz Gecikince
Çocuk Evin Aynasıdır
Çok severim bu atasözünü. Çocuk evin aynasıdır. Çocukların hâl, hareket hatta karakterlerine bile dikkatlice baktığımız zaman ebeveynleri hakkında çok gerçekci ipuçları elde edebiliyoruz. Fakat çocukların verdiği ipuçları bizi şaşırtabiliyor.
Örneğin içine kapanık bir çocuğun anne-babasının da içine kapanık olduğunu düşünebiliyoruz. Oysa çocuk; anne-baba içine kapanık olduğu için çekingen olmuyor. Anne veya baba veya her ikisi de [...]
Ertelemenin Dayanılmaz Hafifliği
Güneş çavdı. Gün başladı. Aslında güneş doğdu diye bir terimin çok da doğru bir terim olmadığını düşünüyorum. Çünkü güneşin doğması demek sanki güneşin uzaktan bir yerden gelmesi ve dünyaya ışık saçıp tekrar gitmesi gibi bir anlama geliyor. Oysa tam tersi olmuyor mu? Yani dünya doğmuyor mu? Kendi etrafında dönerken uygun açıyla güneş ışığını görüp ışığın [...]
Seydişehire Geldim
Altı buçuk yaşındaydım Seydişehir’e ilk geldiğimde. Atatürk İlkokulu’ydu o zamanlar birinci sınıfını köyde okuyup da babamın işi münasebetiyle gelip ikinci sınıfa başladığım okulun adı. Hep derler ya doyduğun yerdir memleketin doğduğun yer değil diye. Ben de burada doydum. Elbette insanın kişiliğinin neredeyse tamamının ilk altı yılda oluştuğunu biliyor ve kişiliğimi kazandığım köyümü hiç bir zaman [...]
