Hükümet-i meşruta ve saltanat-ı meşruta kavramları 1860’ların ortalarında piyasaya çıkmış. Tahmin ederim 1850’lerde Kuleli Vakası günlerinde de alttan alta yürüyordu da duyulmadı. Alabildiğine net ve güçlü bir fikir: şartlı yönetim, şartlıhükümdarlık. Frenkçe monarchie constitutionelle karşılığı olarak kullanmışlar, ama Türkçesi sanırım hadiseyi daha net bir şekilde anlatıyor. Şart koşuyorsun. Diyorsun ki, tamam aga, boyun eğerim, ama sen de şu şu [...]
Atalarımız noeli kutlar mıydı
Türklerin İslâmöncesi inancına göre dünyanın tam ortasında bir çam ağacı varmış. Ayrıca eski Türklerde güneş pek önemliymiş. Kış dönencesine denk gelen 21-22 aralık gecesi gece ile güneş savaşır, güneş geceyi yenip zafer kazanırmış. Türkler bu zaferi büyük şenliklerle bir çam ağacı altında kutlarmış. Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen’e dualar edermiş. Ayrıca yaşlılar, büyükbabalar, nineler [...]
Meşruiyet
Meşruiyet başka meşrutiyet başka. Ama nedir diye sorsan kaç kişi derli toplu cevap verebilir acaba? Şercden meşrûc: elalemin legitimate dediği şey. Meşûciyyet bunun soyut adı, legitimacy. Tüm insanların kalbinin derininde vardır o duygu: kanunlara uyup uymamak değil sorun, bir şey “hak” mı, “doğru” mu, “münasip” mi, hakkaniyet ve adalet duygusuna uygun mu? Uygunsa meşrudur. Sanırım doğuştan gelen, adeta genetik kodlarımıza [...]
Hartlap, Dimorta, Evreşe
Kürtçe yer adlarının iadesi tartışmasında gözden kaçan bir detaya işaret edeyim müsaadenizle. Birbirinden farklı gibi dursa da aslında birbirini tamamlayan ayrı iki hadise var ortada. Bir tarafta klasik bir milli kimlik mücadelesi var. Biz Türk değil Kürdüz, köyümüzün adı da Türkçe değil Kürtçe olacak diyorlar. Bunda önemli olan yer adının “eski” ya da “asıl” olup olmaması [...]
Köy adları
“Hocam bizim köyün eski adı Minasor, acaba ne demek?” Düşün, düşün, ne olabilir acaba? Sonu sor olduğuna göre Ermenice olması muhtemel, zaten o yörenin köy isimlerinin hepsi Ermenice. Bilmemne-dere olacak, ama mina diye bir şey yok. Minas erkek adıdır, acaba Minas deresi mi? O da tatmin etmez, kıvranırsın.
Ders Bir: Kaynaktan çek etmedikçe [...]
Tesemmüm
İcra memuru kılıklı bir adamcağızı “Gandhi Kemal” etmenin absürdlüğünü çok iyi vurgulamış Cengiz Çandar da, “Gandhi Kemal diye tesemmüm edilen Tuncelili Kemal” cümlesini neresinden tutacağız, bilemedim. Bir kere tesemmüm edilen diye bir şey olmaz, olsa tesemmüm eden olur. Gramer bilmeseniz de neredeyse içgüdüsel olarak bilmeniz lazım ki tefeccül veznindeki fiiller DAİMA pasif veya refleksif anlam taşır, bir eyleme maruz [...]
Ulusdevlet – II
Ulusdevlet projesinin insanları koyuna dönüştürme projesi olduğunu anlattık dün. Ama bu proje hayaldir, yürümez. İnsanoğlu koyunluğa ancak bir yere kadar ayak uydurur. Çokkatmanlılığı sürekli yeniden üretir. Kimi der ki ben Avrupa insanıyım, orayı mihenk alır, verilen emirleri o kıstasa vurup sorgular. Öbürü der ki ben Müslümanım, o dediğin kitabıma uymaz. Beriki Lazlığını öne çıkarır, yahut aşiretinin [...]
Ulusdevlet
Ödev yetiştirme derdine düşmüş bir genç okurum “Ulusdevlet nedir” diye bula bula soracak beni bulmuş. “Ulusdevlet, meşruiyet kaynağını din, müktesep hak, fetih, sözleşme, fayda ve saire yerine ‘ulus’ adı verilen ideal varlığa dayandıran zorba çetesine verilen addır. 1800’lerden 1960’lara kadar modaydı. Şimdi medeni ülkelerde kimse yemiyor,” diye cevap yazdım. Artık bilmem, ne not alır.
Şöyle yazsa [...]
