Hasan Karakaya- Tapulu arazide cephanelik… Bu silahlar kimin?
Vakit Gazetesi Yazarlarından Hasan Karakaya Ergenekon Kaçaklarından Dalan’ı hedef alan ve Tapulu arazide cephanelik… Bu silahlar kimin? baÅŸlıklı yazısında Dünya Savaşını 1 mermi baÅŸlattı diye yazdı. Haber Vaktim Sitesi Yazıyı BU YAZI DALAN’I BİTİRİR baÅŸlığıyla manÅŸetten verdi. Yazıyı Sunuyoruz: Tapulu arazide cephanelik… Bu silahlar kimin?
“Bu kadarcık silahla darbe mi olurmuÅŸ?” diyerek “Ergenekon Terör Örgütü sanıkları”nı aklamaya, “örgütün eylemleri”ni sulandırmaya ve “darbe giriÅŸimleri”ni bulandırmaya çalışanlar ÅŸu anda neler düşünüyor, bilemiyorum… Ama, “saÄŸlıklı düşünenler” gayet iyi bilirler ki; bir “darbe”nin yapılabilmesi ve hatta bir “dünya savaşı”nın çıkarılabilmesi, bazen “bir mermi”lik iÅŸtir!.. Malûm, “Birinci Dünya Savaşı” da, Avusturya-Macaristan İmparatorluÄŸu’nun tek veliahtı François Ferdinand’ın, karısıyla gittiÄŸi Saraybosna’da, 29 Haziran 1914′te bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesiyle baÅŸlamıştır!.. Demek oluyor ki; “darbe”lerin ve “savaÅŸ”ların yapılabilmesi, “silahların çokluÄŸu” deÄŸil, “bir tek mermi”nin “nerede, ne zaman, kime karşı ve kimin tarafından kullanıldığı” ile ilgilidir!..
12 EYLÜL’DE TEK SİLAH, İKİ EL!
Zaten “patlayan bir mermi”nin amacı, doÄŸrudan “darbe” yapmak veya “savaÅŸ çıkarmak” deÄŸil, bunlara “zemin” hazırlamaktır!..
Öyle olmamış mıdır?..
“12 Eylül 1980 ihtilâli”nden önce, “aynı silah”lar, öğleden önce “Solcu gençler”in, öğleden sonra da “ülkücü gençler”in ellerine tutuÅŸturulup, “birbirlerini vurmaları” saÄŸlanmış deÄŸil midir?..
Demek oluyor ki;
“İhtilâl” yapmayı kafasına koymuÅŸ olan halk düşmanı “cuntacı”lar, “ÅŸartların olgunlaÅŸması”nı böyle saÄŸladılar!.. Yıllar boyu “gençlerin kanı”nı akıttılar, “ÅŸartlar olgunlaşınca” darbe yapıp, güya akan kanı durdurdular!..
Oysa amaç, “kendi iktidarları”nı kurmaktı!.. Sonunda, geldiler ve “gençlerin kanı, anaların gözyaşı” üzerinde kendilerine “saltanat” kurdular!.
KATLİAM SİLAHLARINDA ÖLÜM ÜÇGENİ!
Ne acıdır ki;
“Biz bu filmi görmüştük” deyip, güya “uyanık” olduÄŸumuzu defalarca söylememize raÄŸmen, her seferinde “aynı zoka”yı yutuyor, “aynı oyun”a geliyoruz.
İşte bunu kanıtlayan bir haber… Önceki günkü Bugün gazetesinde Adem Yavuz Arslan’ın bir haberi çıktı… Adem Yavuz Arslan, “Katliam silahlarında ÅŸok ölüm üçgeni” baÅŸlıklı haberinde; aynen “12 Eylül öncesi”nde olduÄŸu gibi, “aynı silahlar”ın hem Hizbullah, hem de PKK tarafından kullanıldığının ortaya çıktığını yazıyor ve ekliyordu: “O silahlar, Jandarma envanterinde kayıtlıydı!”
Buyrun, “haberin özeti”ni birlikte okuyalım:
“Türkiye’nin puslu yıllarına ait tüyler ürperten olay, 2000 yılında Hizbullah’ın askeri kanat sorumlusu Abdullah Gül’ün Cizre’deki evine düzenlenen operasyonla baÅŸladı. Evde Bixi, Diktiriyof, Kanas ve KaleÅŸnikof marka 99 adet uzun namlulu silah bulundu.
Hizbullah’a yönelik 2001′deki bir baÅŸka operasyonda da, 4 Bixi, 43 KaleÅŸnikof, 13 RPG-7 roketatar ve 4 lav silahı daha ele geçirildi. Ancak incelemede ilk ÅŸok yaÅŸandı. Silahlar Jandarma envanterine kayıtlıydı.
İkinci ÅŸok ise kriminal incelemede ortaya çıktı. Silahlar sabıkalıydı. Silahlar; kayıtlara PKK saldırısı olarak geçen köy baskınları, araç tarama gibi katliamlarda kullanılmıştı. Dönemin Şırnak Alay Komutanı ise Levent Ersöz’dü. Silahlar teslim edildi ve konu kapatıldı.
Ergenekon’un kilit sanıklarından emekli TuÄŸgeneral Levent Ersöz ile birlikte davanın diÄŸer sanıkları Arif DoÄŸan, Atilla UÄŸur ve Cemal Temizöz de aynı dönem bölgede görev yapmıştı. Ergenekon’un gizli bir tanığı da, Albay Temizöz’ün emriyle Hizbullah’a silah götürdüklerini ifade etmiÅŸti.
Rapora göre askeri kanat sorumlusu Abdullah Gül’den elde edilen silahlar daha önce de PKK eylemlerinde kullanılmış. Halen ETÖ kapsamında tutuklu bulunan Levent Ersöz, Arif DoÄŸan, Atilla UÄŸur ve Cemal Temizöz’ün bölgede bulunduÄŸu döneme ait ilginç bulgular her iki örgütün de aynı kaynaktan beslendiÄŸini ortaya koyuyor.
(…)
SARI LEVENT’İN KORKU İMPARATORLUÄžU
ETÖ soruşturmasının kilit isimlerinden emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, söz konusu dönemin Şırnak Alay komutanıydı.
Özellikle Atilla UÄŸur ve Veli Küçük ile bölgede görev yaptığı yıllar “Şırnak korku imparatorluÄŸu” olarak anıldı. Bu bölgede lakabı Sarı Levent’ti. Yüzlerce kayıp olayı yaÅŸandı. İddialara göre Silopi’deki meÅŸhur BOTAÅž Karakolu onun döneminde ölüm mahzeniydi. Cesetler ise asit kuyularına atılıyordu.
2001′de meydana gelen meÅŸhur “Silopi Kayıpları” olayı Ersöz’ün Şırnak İl Jandarma Alay Komutanlığı döneminde yaÅŸandı. Levent Ersöz’ün ismi Silopi Kayıpları davasında Veysel AteÅŸ adıyla birlikte geçti. PKK itirafçısı Veysel AteÅŸ en son 2005′te Åžemdinli’de yaÅŸanan bombalama olayında ortaya çıkmıştı.”
TSK’NIN ASIL DÜŞMANLARI BUNLAR!
Evet, olayın özeti bu…
Åžimdi, sormak gerekmez mi;
“Bu tür haberler orduyu yıpratma amaçlıdır!.. Bunlar, TSK’yı yıpratmak isteyen vatan hainlerinin uydurmalarıdır” denilerek bu “korkunç iddiaları” örtbas etmek mümkün müdür?..
Ve ayrıca “akıllıca” mıdır?..
Yapılması gereken “iddiaların doÄŸruluÄŸunu veya yanlışlığını araÅŸtırmak” ve “gereÄŸini yapmak” deÄŸil midir?..
Ancak böyle yapılırsa “TSK’nın itibarı” zedelenmekten kurtarılmış olmaz mı?.. Çünkü, “TSK’nın itibarı”nı asıl zedeleyenler, “TSK’nın gücünü kendi çirkin emelleri için kullanan”, gözlerini kan bürümüş bu insanlardır!..
Düşünebiliyor musunuz;
Bölgedeki adı “Sarı Levent” olan Levent Ersöz, orada “TSK’nın gücü” üzerinden kendisine bir “korku imparatorluÄŸu” kurmuÅŸ!.. Bölgedeki insanlar, “Sarı Levent”ten o kadar korkmuÅŸlar ki; onun adını duyan “hamile” kadınların “düşük” yaptıkları söylenir!..
Peki, böyle bir “korku imparatorluÄŸu”ndan haberi olmadı mı TSK’nın?.. “Faili meçhul”leri ve “ölüm kuyuları”nı hiç duymadı mı?..
Uzun lâfın kısası;
“TSK’nın itibarı”nı zedeleyenler, bu iddiaları gündeme taşıyan “bizler” deÄŸiliz… O itibarı yerle bir edenler, “iddiaların göbeÄŸindeki cuntacılar”dır!..
TSK, en azından “gündemdeki iddialar” konusunda bir açıklama yapıp, “sorumlularını kınama ve bünyesinden atma” yoluna gitmeli deÄŸil midir?..
GÖMÜDEN ÇIKMADIK BİR TANK KALDI!
Alın iÅŸte… “Taşı-toprağı altın” dediÄŸimiz “cennet vatanımız”ın topraklarından artık “bereket” deÄŸil, “silah” fışkırıyor!..
Hemen her yerde; “lav silahları” çıkıyor, “roketatar”lar çıkıyor, “el bombaları” çıkıyor, “tüfek”ler çıkıyor, “C-4 patlayıcı”lar çıkıyor, “mermi”ler çıkıyor!..
Çıkıyor oğlu çıkıyor!..
Bir çıkmadık “tank” kaldı ki, korkarım bugün-yarın o da çıkar!..
“Ergenekon Terör Örgütü zanlısı” olarak yakalanıp “gözaltı”na alınacakken, bir “medya patronu”nun haber vermesiyle, kapağı yurt dışına atan Bedrettin Dalan’ın arazisinde yapılan kazılardan söz ettiÄŸimi herhalde anladınız!..
Olay malûm… Önceki gün ve dün Poyrazköy’de “Dalan’ın tapulu arazisi” üzerinde yapılan kazılarda 9′u dolu 10 adet lav silahı, 20 adet ses bombası, bir kilo C4 patlayıcı, 19 adet aydınlatma fiÅŸeÄŸi, 3 adet gösteri bombası, 10 adet el bombası, 800 adet G-3 mermisi ve 1250 tabanca mermisi bulundu…
Mübarek topraklar, “arazi” deÄŸil, sanki “cephane” tarlası!..
Hey gibi günler hey; bir zamanlar, “sıksan şüheda fışkıracak” topraklardı bunlar… Åžimdi ise, “kazma”yı vurur vurmaz, “cephane” fışkırıyor!..
ARAZİ DALAN’IN, SİLAHLAR KİMİN?
İyi de, bu silahlar kimin?..
Dalan, ABD’den bağırıp diyor ki;
“O araziyi 19 yıl önce 17 milyon dolara satın almıştım… Daha sonra, o bölgeye SAT Komando Okulu yapıldı… Ben bile, kendi tapulu arazime askerden izinsiz giremiyorum… Bulunan mühimmatın benimle bir ilgisi yok!”
Dalan’ın iddiası bu… Geriye tek ihtimal kalıyor:
“Bu silahlar askerin!”
İyi hoÅŸ da; asker, “kullanması” gereken bu silahları, neden yer altına gömdü?
Kim gömdü, neden gömdü?..
Hani Ankara’da “Atabeyler Çetesi” tarafından hazırlanan “suikast krokileri” ele geçirilmiÅŸti ya… Hani BaÅŸbakan ve Genelkurmay BaÅŸkanı’nın geçeceÄŸi güzergâha göre plân yapmışlardı ya; “Dalan’ın tapulu arazisi”ne bu silahları gömenlerin amacı da; “BoÄŸaz’dan geçecek bir hedefi yok etmek” miydi acaba?..
Tabiî, Bedrettin Dalan’ın bu “plân”lardan haberinin olmadığı düşünülemez!..
Öyle ya;
Madem “80 dönümlük arazi”yi aldın, madem orası “askerin tatbikat sahası” olarak kullanılmaya baÅŸlandı, kendi arazine, madem ki “askerden izinsiz” giremiyordun, bunca yıldır niye bekledin be adam?..
Araziyi niye satmadın?..
Ya da, ekranlara çıkıp “asker arazime el koydu” diye niye bağırmadın?..
Dile kolay… 19-20 yıl öncesinin parasıyla, o araziye “17 milyon dolar” para saymışsın ve orasını kullanamıyorsun!..
İnsan, araziye verdiği o kadar parayı sokakta bulsa, yine bağırır!..
Ama sen bağırmadığına göre; ya “suç ortaklığı”n var, ya da “korku”dan sesini çıkaramadın!..
SAYIN BAŞBUĞ AÇIKLAMA YAPMALIDIR!
Her ne olursa olsun, “fatura”yı ödemek zorunda kalacak olan kiÅŸi, yine Dalan’dır!.. Tabiî, silahlar üzerinde “parmak izi” bulunursa, o baÅŸka!..
Ancak, asıl açıklama yapması gereken kiÅŸi Sayın İlker BaÅŸbuÄŸ, açıklama yapması gereken kurum da Genelkurmay’dır!..
Dalan, “Silahlarla benim ilgim yok” iddiasında bulunduÄŸuna göre; sayın BaÅŸbuÄŸ çıkmalıdır kameraların karşısına ve hem Poyrazköy’deki, hem de Şırnak’taki silahlar konusunda açıklama yapmalı, “TSK’nın gücü”nü kullanarak kendilerine “korku imparatorluÄŸu” kuranları deÅŸifre etmelidir!.. Kısacası TSK’nın üzerine düşen “leke”yi temizlemelidir!..
Yoksa, hemen herkes “sükût, ikrardan gelir” diye düşünmeye baÅŸlayacaktır!..
Bilmem, anlatabildim mi?..
***
Son model Ergenekon yazıları!
Olaylara “mizahî” yaklaÅŸmak, herhalde bizim insanımızın genlerinde var… İnsanımız, en ciddi olayı bile gırgıra alabiliyor ya, bravo doÄŸrusu… İşte ergenekon operasyonu ile ilgili internet sitelerinde yer alan “duvar yazısı” veya “kamyon arkası yazıları”ndan birkaç örnek:
* Ergenekoncusun dediler, iktidarı vermediler.
* Rampaların ustasıyım, 1 Numara’nın hastasıyım.
* Lânet olsun içimdeki şu çete sevgisine.
* Nazar etme n’oolur, çalış senin de iddianamen olur.
* O ÅŸimdi hapis!
* Darbelerin ustasıyım, GATA’nın hastasıyım.
* Herkes sanıyor ki hastayım, oysa Silivri’de mapustayım.
* Türkan Saylan cüzzamdan korkmadı, türbandan korktuğu kadar.
* Gaz, fren, ÅŸanzıman… Cephanesiz halim duman!
* Ömür biter, saklanan cephaneler bitmez.
* Şoför molasız, darbe medyasız olmaz.
* Varsa yalanım, asit kuyularında yanayım.
* Demirel’in hastasıyım, provokasyonun ustasıyım.
* Ergenekon dalga dalga, benim radyom kısa dalga!
* Perinçek de sollardı!

Bu Sayfa 236 Kere Okundu
Yorum Haber Kategorisindeki Son Gönderiler
- Müslüman biri milliyetçi olabilir mi?
- Vali Doğan’dan Bozkır’da Bulunan Belgelerle İlgili Açıklama
- Balyoz Darbe Planı Belgeleri Seydişehir Kaymakamında
- Laiklikte, Sabetaycılık Etkili Olmuş!
- Mete Tunçay: ‘Atatürk dönemi yargısı içler acısı’ -Yazı Dizisi
- Kubilay'ı şeriatçılar değil, Ergenekoncular öldürdü.
- Şamil Tayyar Uluyan MHP lileri yazdı.!!
- Türkiye'de Şu An Yaşanan: İngiltere+AB - ABD Savaşı..
- Noel Kutlamalarını Türkler İcat Etti Safsatasına Sevan Nişanyan Cevap Verdi
- Ahmet Altan'dan İlker Başbuğ'a: Ne diyorsun paşa?
- Gayrıresmî Atatürk'ün Hikayesi - Nese Güzel - Taha Akyol
- CHP'nin Başına Kemal Kılınçdaroğlu'mu Geçecek?
- Atatürk Hakkında Saklanan Gerçekler mi Var?
- Eski Bir MHP li MHP lilerin Ne Kadar Vefasız Olduklarını Yazdı
- Ocak terbiyesi İslam terbiyesidir, Yesevi’lerin terbiyedir.



