Kar Biraz Gecikince
Alışkanlıklar insanın içine işliyor değil mi? Yıllardır bu mevsimde, bu zamanlarda karın yağmasına beyaz örtünün doğayı kaplamasına alışmışız. Biraz gecikince hemen gözümüz yollara düşüyor. Nerede kaldı bu kar? diyoruz.
Her sabah kalkıyoruz ve genellikle lavaboya gidiyoruz. Çünkü öyle alışmışız. Gece belirli bir saatte uyumaya, sabah belirli bir saatte kalkmaya alışmışız. Yemek saatlerimiz hemen hemen belirlidir. Sofrada hangi köşeye oturacağımız da belirlidir. Birisi yerimize oturmuşsa hafif bir rahatsızlık duyabiliriz. Çünkü değişiklik olmuştur. Çünkü alışkanlıkların tersine bir durum ortaya çıkmıştır.
Alışkanlıklar ve değişiklikler. İşte bu iki gizemli kelime hayatımızı baştan aşağıya kaplar.
Yeni bir davranış kazanmaya çalışmak biz insanları zorlar. Yıllarca süregelen alışkanlıklarımızı bir anda bırakıp bambaÅŸka bir hayata merhaba demek bizim için korkunç olabilir. Yarın sabah kalkın ve eÄŸer daha önce hiç yapmamışsanız ev halkına “hayırlı sabahlar” demeyi deneyin. İçinizdeki o garip duyguyu yaÅŸayacaksınız. Sizin bu garipliÄŸi yaÅŸamanıza evdekilerin ‘herhalde tersinden kalktı’ der gibi bakışları da eklenince iyice bir tuhaf olacaksınız.
İşte bu tuhaflığın adıdır değişim.
İkinci gün yine ‘hayırlı sabahlar’ dilemeyi sürdürürseniz acınız biraz daha hafifleyecektir. Artık müjdeler olsun size! Yeni bir alışkanlık kazanmanın en acı veren kısmını atlatmak üzeresiniz. Üçüncü gün, dördüncü gün ve tamam. Siz artık ev halkına gülerek hayırlı sabahlar dileme alışkanlığına sahip bir bireysiniz.
Bu yeni alışkanlığımızı devam ettirmek de bizim elimizde. Tabiki evdekilerin de buna olumlu tepkileri olursa alışkanlığımızın yerleşmesi için katkıda bulunmuş oluyorlar. Bir süre sonra onlar da bize karşılık vermeye başlayabiliyorlar.
Diğer bütün alışkanlıklarımızı da bununla kıyaslayabiliriz. Özü şu ki: Eskiyi bırakıp yeniyle tanışmak ilk olarak acı verir. Bir süreç içinde bu acı hafifler. Ve çevrenin de etkisiyle yenisi yerleşir.
Vesselam.
Şahlan Mustafa Çimi




Yorum Kapalı