Enstantaneler |

Şamil Tayyar: ‘Hizbullah lideri Jandarma muhbiriydi’

Şamil Tayyar: ‘Hizbullah lideri Jandarma muhbiriydi’

“Darbeyi 2003′te baÅŸaramayınca konsept deÄŸiÅŸtirdiler. “Önce ülkeyi karıştırıp, alt yapıyı kuralım” dediler. İlk iÅŸleri Åžemdinli oldu, Sonra Hrant, Danıştay cinayetleri geldi.”

“Adana Jandarma Komutanı Temel Cingöz’ün emir eri gibi duran genci, OrakoÄŸlu merak ediyor. Cingöz, “muhbirimiz” diyor. Muhbirimiz dediÄŸi, Hizbullah’ın lideri Hüseyin VelioÄŸlu.”

“Muhsin YazıcıoÄŸlu önemli karakutulardandı. Hrant Dink cinayetiyle ilgili, “Önlemek için elimden geleni yapıyorum ama bir yere kadar. Bizim tarlayı çok önceden sürmüşler” dedi.”

* * *

İKİNCİ BÖLÜM

Ergenekon konusundaki yayınlarıyla ve bilgisiyle Türkiye’de önde gelen kiÅŸilerden biri olan ve bu konuda kitapları yayınlanan gazeteci-yazar Åžamil Tayyar’la dün birinci bölümünü yayınladığımız söyleÅŸiye kaldığımız yerden devam ediyoruz.

***

NEÅžE DÜZEL: “Ergenekon’un ikinci iddianamesinde çok önemli belgeler var” dediniz. Neler bu belgeler?

ÅžAMİL TAYYAR: Mesela zamanın Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’in darbe günlükleri, Mustafa Balbay’ın (Cumhuriyet Gazetesi Ankara temsilcisi) günlükleri, Arif DoÄŸan’ın JİTEM ifadeleri, emekli General Åžener Eruygur’un ofisinde ele geçirilen belgeler, Cumhuriyet Çalışma Grubu’nun raporları bu iddianamede yer alıyor. Medya patronlarınınki de dahil, inanılmaz görüşme kayıtları ve bilgilerle dolu bunlar. Dolayısıyla İkinci İddianame’de sanıklara isnat edilen suç kapsamı biraz daha geniÅŸletilmiÅŸ.

Ergenekon sanıkları neyle suçlanıyorlar şimdi?

Birinci İddianame’de Ergenekoncuların darbe giriÅŸimi hükümete yönelik iken, ikincide sadece hükümete deÄŸil, Meclis’e karşı da darbe örgütledikleri ifade ediliyor. Sadece AK Parti’ye deÄŸil, CHP ve MHP’ye karşı da darbe organizasyonları var.

Darbeciler, siyasi partilerde büyük deÄŸiÅŸiklikler yapmayı planlamışlar. Bir MİT raporunda ‘Ergenekon üyesi’ olarak gösterilen Deniz Baykal da cuntacılar tarafından deÄŸiÅŸtirilmek isteniyormuÅŸ. Bu çeliÅŸkiyi nasıl açıklamak gerekiyor sizce?

Deniz Baykal’ı doÄŸrudan Ergenekon üyesi kabul ettiÄŸim için söylemiyorum ama… Ergenekoncular bazı isimlerle bir dönem iÅŸbirliÄŸi yapmışlar ve zaman içinde o iÅŸbirliÄŸinin kendileri için yararlı olmadığını ve daha etkin bir isimle daha güçlü bir mücadele verilebileceÄŸini düşünmüş olabilirler. İddianameye göre, gazeteci Tuncay Özkan CHP’nin başına getirilmek isteniyor. Hatta Tuncay Özkan CHP genel sekreterliÄŸini kendisine bırakması için Deniz Baykal’la pazarlık yapmış. Bu görüşmeye tanık olan birinin aktardığına göre, Tuncay Özkan, Önder Sav’ın yerine kendisinin genel sekreterliÄŸe getirilmesini istiyor ve Baykal’ın yüzüne ÅŸunu bile söylüyor: “Mümkünse siz kenara çekilseniz ve biz bu partiyi canlandırsak, tek başına iktidara getirsek.”

Peki, Baykal ne yapıyor?

Gülümsüyor. Zaten ondan sonra Baykal, Tuncay Özkan’dan kopuyor. 22 Temmuz genel seçimlerinde Özkan’ı ve onun önerdiÄŸi Hulki CevizoÄŸlu da dahil hiç kimseyi aday yapmıyor.

Ergenekon’un deÄŸiÅŸtirmek istediÄŸi Deniz Baykal, neden Ergenekon’un avukatlığına soyundu peki?

Deniz Baykal, Ergenekon’un yarattığı ruh ve korku ikliminden etkilendi. Çünkü CHP içinde Ergenekon’la baÄŸlantılı çok güçlü isimler var. Baykal’ı yönlendirmiÅŸ olabilirler. Åžu anda CHP içinde çok etkin bir Ergenekon baÄŸlantısı var. Sadece CHP böyle deÄŸil. MHP’nin içinde de Ergenekon’la baÄŸlantılı çok önemli bir isim var. Devlet Bahçeli baÅŸlangıçta ondan etkilendi ama 22 Temmuz seçimlerinden sonra MHP’deki Ergenekonculardan kendini soyutlayarak daha bağımsız politikalar üretmeye baÅŸladı.

Darbeciler Devlet Bahçeli’yi de deÄŸiÅŸtirmeyi planlamışlar. Neden Bahçeli’yi deÄŸiÅŸtirmek istiyorlar?

Bahçeli’den destek bulamadıkları için de Bahçeli’nin yerine Ümit ÖzdaÄŸ’ı düşündüler. Çünkü Bahçeli MHP’nin kapılarını onlara açmadı. 1999 yılında yüzde 18 oyu yakaladıktan sonra MHP’de öyle ciddi operasyonlar yaptı ki, ülkücü gençliÄŸi sokak hareketlerine sokmadı. Ergenekon için bu çok büyük bir eksikliktir. Darbe zemini oluÅŸturmaya çalışıyorsunuz, sokak hareketlerini tahrik edeceksiniz ama MHP harekete geçmiyor. O zaman batı bölgelerinde MHP yerine sivil toplum kuruluÅŸlarını kullandılar. Hatta hafta sonu yapılan mitinglere sivil kıyafetlerle binlerce asker götürdüler.

Ergenekon, Büyük Birlik Partisi’nin gençlik örgütü Alperenler’i kullanmadı mı?

Hrant Dink cinayetiyle ilgili olarak kendisine, “Siz bu iÅŸlerin acısını çekmiÅŸ birisiniz. Örgütlerinizi niye kontrol altına almıyorsunuz” diye sorduÄŸumda Muhsin YazıcıoÄŸlu bana çok hazin bir cevap verdi. “Bunu önlemek için elimden geleni yapıyorum ama bir yere kadar. Bizim tarlayı çok önceden sürmüşler” dedi. Sızmışlar demek istedi. Muhsin Bey son yıllarda daha olgun bir tavır sergilemeye baÅŸlamıştı. 28 Åžubat süreciyle baÅŸladı bu, Ergenekon’la da devam etti. O, “Ergenekon’un avukatıyım” demedi.

Sizce Ergenekoncu cuntaların girişimleri nasıl engellendi? O zamanki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök tek başına mı engelledi darbeyi?

Tek başına deÄŸil tabii. Amerika da, hükümet de destek verdi. Ayrıca Genelkurmay’a baÄŸlı iki önemli birim var. Özel Kuvvetler ve İstihbarat Daire BaÅŸkanlığı. Hilmi PaÅŸa, darbe teÅŸebbüsünde bulunan komutanların bütün adımlarını İstihbarat Dairesi üzerinden biliyordu. Hilmi PaÅŸa, “evden yemek getirtiyordum” diyor. Böyle bir ortamda Özel Kuvvetler de onun can güvenliÄŸini saÄŸlıyordu. Emniyet de başından beri Ergenekon konusunda siyasi iktidardan yanaydı.

MİT’ten söz edilmiyor. MİT’te Ergenekon kanadı yok mu peki?

Olmaz olur mu? MİT, ilk kez bu dönemde sivil iktidara doÄŸru tavır deÄŸiÅŸtirmeye baÅŸladı. Emre Taner müsteÅŸar olduktan sonra MİT’teki Ergenekoncu unsurlar büyük ölçüde temizlendi. Nitekim Ergenekon’la ilgili belgelerin bir kısmı MİT’ten geldi. Ama ÅŸu çok ilginçtir…. Ergenekon sanıklarını yakan belgelerin çoÄŸu Jandarma’dan geliyor. Çünkü Åžener Eruygur Jandarma komutanıyken, istihbarat biriminin başında Levent Ersöz var. Onun da altında Hasan Atilla UÄŸur var. Üçü de Ergenekon sanığı ÅŸimdi. Bunlar, o dönemde inanılmaz kayıtlar yapmışlar. Zaten Jandarma dinleme ve takip açısından emniyetten daha üstün bir teknolojiye sahiptir. Bu üstünlüğü kullanmışlar ve kendilerine hiçbir zaman dokunulmayacağını sanmışlar.

AKP’de Ergenekoncular var mı?

Ergenekon toplum üzerinde nüfuz kullanabilen her kesime sızmış. AK Parti’de Ergenekon’la baÄŸlantılı ve kapatma davası sürecinde korkarak tavır deÄŸiÅŸtirmiÅŸ 20 civarında isim var. EÄŸer kapatma kararı çıksaydı, çok ciddi istifalar olabilirdi. 60 civarında milletvekiliyle temas kurulduÄŸunu duymuÅŸtuk.

Ergenekon üyeliğinden yargılanan sanıklarının hepsinin amacı ortak mıydı, yoksa değişik amaçlar peşinde koşarak aynı örgütte mi toplandılar?

En tepedekilerin bir gayesi vardı ama alt düzeydekilerin amacı aynı deÄŸildi. Kimi korktuÄŸundan ya da devlette bir ikbal beklediÄŸinden, kimi gayrımeÅŸru iÅŸleri örtmeye çalıştığından ya da devlette iktidarı ele geçirmek istediÄŸinden Ergenekon’a destek vermiÅŸ olabilir. Ergenekon bir merkezî yapı ama Türkiye çapında taÅŸeron örgütlerden de yararlanıyor. Antalya’da göz korkutmak için bir iki bomba atacak ya da haraç alacak diyelim. Orada devletin içinden beslenen küçük çetelerden birini, mesela fuhuÅŸ çetesini kullanıyor.

Peki… Veli Küçük’le Åžener Eruygur’un arasındaki baÄŸ ne sizce?

Eruygur, Ergenekon’un üst düzey yöneticisi ve kurucusu gözüküyor. Veli Küçük ise yukarıyla operasyon grupları arasında iliÅŸkiyi kuran köprü eleman oluyor. Cinayet iÅŸlenecek, eylemler yapılacak, medyada haber çıkarılacak, para saÄŸlanacak… Veli Küçük bu iÅŸlerde operasyon gruplarıyla konsey arasında iliÅŸkiyi kuruyor.

Veli Küçük Susurluk meselesinde de rol almıştı. O zamanki amacı neydi? Gene darbe mi yapmak istiyordu?

Susurluk’un kodları Ergenekon’dan farklı. Susurluk ağırlıklı olarak Jandarma ve Emniyet’ten beslenen bir menfaat çetesiydi. UyuÅŸturucu ve silah kaçakçılığı gibi iÅŸlerden büyük paralar saÄŸladılar. Bunlar hükümeti devirmek yerine aksine hükümetle iÅŸbirliÄŸi yaparak güçlerini zirveye çıkarmaya çalıştılar. Sonraki aÅŸamada, DYP’yi ele geçirerek bir siyasi organizasyon olarak da etkin olmak istediler. Ama olmadı. Ergenekon’la Susurluk’un ortak yönü Kürt sorununun çözümsüz kalmasından beslenmeleridir. Çünkü kanın aktığı yerde illegal faaliyetler kolayca ranta çevrilebiliyor. Zaten Yüksekova çetesiyle birlikte bazı askerî helikopterlerle uyuÅŸturucu taşındığı ortaya çıktı.

Tansu Çiller döneminde 1994′te yaÅŸanan ekonomik krizin Afganistan’dan getirilen 20 milyar dolarlık uyuÅŸturucu parasıyla atlatıldığı söyleniyor.

İkinci İddianame’de geçiyor bu. Zaten iddianame birçok konuda 1999′un gerisine gidiyor. Savcılar, “Ergenekon her ne kadar 1999′da kurulmuÅŸ olsa da bunu kuran kadroların eylemleri geçmiÅŸe uzanıyordu. Bunların eylemlerinin 1999 ve sonrasıyla sınırlandırılması doÄŸru olmaz” diyorlar. Dolayısıyla 1999 öncesindeki bazı olaylarla ilgili isimlerin de gözaltına alınıp sorgulanması söz konusu olabilir. Bu da yeni operasyon dalgaları demektir. Aslında doÄŸru olan, bu süreçten dört ayrı dava çıkarmaktır. Bir Ergenekon. İki Susurluk. Üç, Sarıkız. Dört, JİTEM. Nitekim İkinci İddianame’de Sarıkız’ı ayrı bir dosya olarak ayırdılar. EÄŸer Sarıkız ayrılmasaydı, Ergenekon’a geçmiÅŸ olsun derdik.

Çünkü Sarıkız, Ergenekoncuların görevde oldukları dönemde yaptıkları bir darbe hazırlığı. Ergenekon dosyasından ayrılmasaydı, Ergenekon’un tamamı askerî mahkemede yargılanmak zorunda kalacaktı deÄŸil mi?

Evet.

Åžemdinli’yi bu dört dava dosyasından hangisine koymak lazım?

Åžemdinli, Ergenekon’un içine girer. Çünkü Ergenekon’un faaliyet alanında gözüküyor. Ergenekoncular, 2003-2004′te darbe yapmayı planladılar ama baÅŸaramadılar. Sonra konsept deÄŸiÅŸikliÄŸine gittiler. “Biz bu darbeyi 2009 yılında yapacağız. Ama önce darbenin alt yapısını kurmalıyız. Bunun için de Türkiye’yi karıştıracağız” dediler ve Türkiye’nin her yerini kullanmaya baÅŸladılar. İlk iÅŸ olarak da Åžemdinli’yi yaptılar. Ardından Ergenekon’un Hrant Dink cinayeti, Danıştay baskını, Cumhuriyet’e atılan bombalar, Malatya misyoner cinayetleri geldi.

Anayasa Mahkemesi BaÅŸkan Vekili’nin eÅŸi Ferda Paksüt de sanıklar arasında. AKP’nin kapatılma davası düşünüldüğünde baÅŸka bir boyut kazanıyor bu durum. Ergenekon’un Yargı’da uzantıları var mı sizce?

Var tabii… Ergenekon’un en güçlü olduÄŸu yerlerden biri Yargı’dır. Yargı’da çok güçlüler ve süreci akamete uÄŸratmaya çalışıyorlar. Ciddi bir yargı reformu yapılmadan Ergenekon davasından arzulanan sonuç çıkamaz.

Ergenekon soruÅŸturması daha da geliÅŸecek mi? Yoksa bu İkinci İiddianame’yle ve bugünkü sanıklarla bu dosya kapandı mı?

Ergenekon davasında ileriye gidilmesi için devletin tepesinde güçlü bir irade yok. Ama gene de ÅŸartlar deÄŸiÅŸebilir. Çünkü Ergenekon’da elde edilen her bilgi baÅŸka bir operasyonu tetikliyor. Bu yüzden Ergenekon dava sürecinin nereye kadar gideceÄŸini bilmiyoruz. Türkiye’de de ilk defa bir darbe teÅŸebbüsü yargı önüne çıkarılıyor. Ayrıca bu dönemde Kürt meselesine de neÅŸter vurulmak isteniyor. Bu deÄŸiÅŸimden rahatsız olan kesimleri harekete geçirip, ülkede gene bir kaos ortamı yaratmak isteyebilirler. Daha yeni TekirdaÄŸ’da BaÅŸbakan’a bir suikast planı ortaya çıkarıldı. Zaten bu olaydan sonra da bakanlar dahil tüm devlet büyüklerine yönelik koruma arttırıldı. CumhurbaÅŸkanı’nın Irak’a gittiÄŸi gün ÅŸaşırtmaca yapıldı ve Kayseri’ye de iki rutin program konuldu.

Muhsin YazıcıoÄŸlu’nun helikopter kazasıyla ilgili kuÅŸkularınız var mı?

Kafamda soru işaretleri var ama elimde somut bir veri olmadan konuşamıyorum. Rahmetli Yazıcıoğlu yakın tarihin en önemli karakutularından biriydi. 1980 öncesi ve sonrası olaylara ışık tutabilirdi.

Devlette kırmızı alarm Ergenekon yüzünden mi verildi?

Sadece Ergenekon deÄŸil. Dengelerin deÄŸiÅŸmesine derin PKK da itiraz edebilir. Çünkü bunlar yıllardır kan ve ÅŸiddetten besleniyorlar ve bunu ranta dönüştürmüşler. Ayrıca yabancı istihbarat örgütleri de devreye girmiÅŸlerdir. Çünkü Kürt sorunu çözülürse dengeler deÄŸiÅŸecek. Türkiye’nin Amerika’ya yakınlaÅŸmasından Rusya da, İran da rahatsız olabilir.

İkinci Ergenekon İddianamesi’nin yayınlandığı gün Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı olan albay da GüneydoÄŸu’daki faili meçhul cinayetlerle ilgili tutuklandı. Halen görevini sürdüren bir albayın böyle bir suçlamayla tutuklanması ilk kez oluyor bildiÄŸim kadarıyla. Bu tutuklamayı nasıl yorumluyorsunuz?

JİTEM’in üzerine gidileceÄŸini gösteriyor bu. JİTEM’le ilgili ayrı bir dava dosyası açılıp soruÅŸturma daha da derinleÅŸtirilirse, Türkiye yakın tarihiyle hesaplaşır. İnsanlarımız ne tür karanlık olayların sahnelendiÄŸini, ülkeyi bölmek için insanların nasıl birbirine düşürüldüğünü görürler. Türkiye böyle bir fırsat yakaladı.

GüneydoÄŸu’daki Ergenekon’un bacağı olan JİTEM soruÅŸturması daha derinleÅŸecek mi yoksa bu soruÅŸturma da bir yerde kesilir mi sizce?

Eğer olayın çapı büyürse müdahale edilebilir. Çünkü JİTEM dosyasının nerede duracağı bilinmez. Cizre ve Silopi olayları ayrı JİTEM dosyasının açılması için bir çıkış noktası olabilir. Bugün 17 bin insan kayıp. Ne kadarının öldürüldüğünü, ne kadarının kayıp olduğunu bilmiyoruz.

JİTEM ile Hizbullah arasında da işbirliği olduğu söyleniyor. Bu iddiayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

28 Åžubat sürecinde Emniyet İstihbarat Daire BaÅŸkanı olan Bülent OrakoÄŸlu’nun Birinci İddianame’ye yansıyan ifadesi var. Adana’da Temel Cingöz Jandarma il alay komutanıyken, OrakoÄŸlu da o sırada Adana’da görevli. Bir gün bir masanın etrafında sohbet ederlerken, Temel Cingöz’ün yanında ayakta asker gibi duran bir genç gördüğünü söylüyor. OrakoÄŸlu merak edip, “bu kim,” diye soruyor… Cingöz, “Hüseyin VelioÄŸlu. Bu bizim muhbirimiz” diyor.

İnsanları bodrumlarda domuz baÄŸlarıyla infaz eden Hizbullah’ın lideri…

Evet. İstanbul’da öldürüldü. Bu bile iÅŸin ne kadar vahim olduÄŸunu gösteriyor. İkinci İddianame’de, JİTEM’in kurucularından Arif DoÄŸan’ın ifadelerinde de var. JİTEM, PKK’yla mücadele ederken Hizbullah’ı kullanmış. PKK’lı olduÄŸunu düşündükleri insanları Hizbullah’a infaz etsin diye vermiÅŸler.

Ergenekon ile PKK arasında da işbirliği olduğu söyleniyor. Bu iddiayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

PKK 1978′de derin devletin bazı unsurlarınca kuruldu ya da kurulması teÅŸvik edildi. Ama daha sonra kontrolden çıktı. Devlet eliyle bir FrankeÅŸtayn yaratıldı. DoÄŸu ve GüneydoÄŸu’daki menfaat çeteleri silah ve uyuÅŸturucu kaçakçılığı gibi olaylarda zaman zaman PKK’yla iÅŸbirliÄŸi yapmışlar. Bazen de onu siyasi proje için kullanmışlar. Uluslararası istihbarat örgütleri de Ergenekon üzerinden PKK’yı kullanmış olabilirler. Mesela 1993′te Bingöl’de 33 erin ÅŸehit edilmesi çok karanlık bir olay.

Hangi açıdan karanlık?

Özal dönemiydi ve Kürt meselesinin çözümü için çok ciddi adımlar atılıyordu. PKK da ateÅŸkes kararı almıştı. O sırada ve Bakü-Tiflis boru hattının döşenmesi gibi uluslararası geliÅŸmeler yaÅŸanıyordu. Amerika ve İngiltere bu projeye karşıydı. Azerbaycan’da Elçibey baÅŸtaydı. O günlerde 33 erin öldürülmesi hadisesi yaÅŸandı. Arkasından Elçibey gitti. Boru hattı projesi, Amerika ve İngiltere’nin istediÄŸi ÅŸekilde deÄŸiÅŸti… Sonra Sivas katliamı oldu… Özal öldü… Jandarma Genel Komutanı EÅŸref Bitlis öldürüldü… Zaten 1993 yılı aynı 2006-2007 Türkiye’si gibi bir dönemdir.

BenzerliÄŸi nedir?

İçinde çok sır barındırıyor. 1993′ün kodları çözülse, Türkiye’nin yakın karanlık tarihi herhalde büyük ölçüde aydınlanır. 1993 yılının bir kısmı Susurluk, bir kısmı da JİTEM üzerinden çözülebilir. Son bir örnek daha vereyim. Ergenekon sanığı Osman Gürbüz…

Bahar Kılıçgedik’in Taraf‘ta çıkan haberine göre, Ergenekon sanığı DHKP-C’li Osman Gürbüz’ün adı İkinci İddianame’de de Gazi olaylarında tetiÄŸi ilk çeken kiÅŸi olarak geçiyor.

Osman Gürbüz bir tetikçi… İliÅŸkilere bakın… GeçmiÅŸte araba kazası yapıyor. Elinde Jandarma telsizi yardım istiyor. Onun kullandığı otomobil, Elazığ’da Mehmet AÄŸar’ın seçim kampanyasında kullanılıyor. Bütün bu iddialar ve iliÅŸkiler ortaya çıkarılmalı. 1993 ve 2006, 2007 Türkiye’nin kodları çözülmeli ve yakın karanlık tarih aydınlatılmalı.
BİTTİ
 

Kaynak: http://www.taraf.com.tr 

neseduzel1

Share
Bu Yazı  Åžu Ana Kadar   31   Kere Okundu

Enstantaneler Kategorisindeki Son Gonderiler

Yorum Kapalı

GiriÅŸ