Şahin Çimi |

Seydişehir’li Bir Kılıbığın Kazaklık Hikâyesi..

Seydişehir’li Bir Kılıbığın Kazaklık Hikâyesi..

Beni tanıyan arkadaşlar bilirler.. Futboldan nefret ederim. Kahveye gitmekten, kahve oyunlarından da öyle.. Bazı arkadaşların tabirine göre RUH gibi yaşıyorum. Bilgisayar – İnternet, Sigara – Çay ve balığa çıkmak haricinde hiçbir sosyal faaliyetim yoktur. Arkadaşım, eşim dostumda çok değildir.. Bu zevklerimin yanında en sevdiğim şey, akşam üstleri ve tatil günleri sevdiğim bir iki esnafı ziyaret etmek ve beleş çay içmektir. (Beleş Çay da zevklerimden, hatta en çok sevdiğim vazgeçemediğim zevklerden yukarıda belirtmeyi unuttum)

Bugün size bu Beleş Çay için yaptığım esnaf arkadaş ziyaretinde, bu esnaf arkadaşın anlattığı bir kılıbıklık hikâyesini anlatmak istiyorum. Bu esnaf arkadaşın adını gizli tutacağım. Ama fiziksel özelliklerini bahsetmem de bir sakınca yok. Yaşı 50 civarında. Kendisinin kocaman bıyıkları var. Boyu bostu da bayağı iricedir. Konuşurken dinleseniz dersiniz ki; bu adam hanımına ne isterse yaptırıyordur. Evde fırtına estiriyordur. Çay muhabbeti esnasında bu hikâyeyi ağzından kaçırıncaya kadar bende öyle zannediyordum. Şimdi hikâyeyi nakledeyim:

Bu abimizin de benim gibi hiçbir sosyal faaliyeti yoktur. Sabahtan akşama kadar işyerinde mesleğini ircaa eder. Sigarası yoktur. İçkisi de yoktur. İkisini de yıllar önce bırakmış. Tek Zevki Var: Muhabbet kuşu beslemek, bülbül beslemek. Gelelim Hikâyeye…

Neyse bu abimiz bir gün evinin çatısına muhabbet kuşları için bir bölüm yapmaya karar vermiş. Bu bölümü önce güzelce telle çevirmiş. Sonra gitmiş Kireç almış gelmiş. Abimizin niyeti bu ayırdığı bölümü kireçlemek. Kireçlesin ki Muhabbet Kuşları mikrop falan kapmasın, kuş gribi olmasın. Kireci bir kovaya koymuş. Olayın geçtiği akşam işten eve gelmiş. Yemek muhabbetinden sonra, hanımına seslenmiş;” Hanım kireç aldım. Kovada hazır. Şunu bir karıverde şu kuşlar için yaptığım bölümü bir kireçleyver..” Hanımı cevap vermiş: “Olur olur da.. Kireçlemeyelim.. Sen git birkaç kilo yağlı boya al  gel. Yağlı boya yapalım. Kireç kuşlara ayıp olur”. Yani sizin anlayacağınız işi gırgıra vurmuş, abimizle dalga geçmiş.Abi hanımına sert bir bakış fırlatmış ve “Hanım ben ciddiyim.. Şurayı bir kireçleyver” diye tekrarlamış..  Hanımı da gayet ciddi tekrar karşılık vermiş “Ya dedimya.. Kireç ayıp olur kuşlara.. Git yağlı boya alıver gelde  onunla yapayım”.Yani işi gırgıra vurmaya devam etmiş. Abimiz “Hanım sen ciddiye almadın sanırım. Ben cidden burayı kireçlemeni istiyorum” demiş. Tabi yenge patlamış: “Ya ne anlar Kuşlar, duvarları ha kireçli olmuş , ha kireçsiz… Ben yapmam bunu” demiş.. Abimiz tabi bir hayal kırıklığı yaşamış: “Hanım Ciddimisin? Yapmazmısın” diye sormuş. Yenge Hanım “Elbette yapmam.. Kuşlar ne anlar kireçten.. Ne uğraşacağım şimdi o işle” demiş.. Abimiz bakmış iş zora gidiyor.. Kazaklık numarasıyla bu işi çözemeyecek.Hemen kafayı çalıştırmış ve gürlemiş.. “TAMAM YAPMAAAA.. YAPMAA.. ZATEN YARIN TÜM KUŞLARI SATACAĞIM. BIRAKIYORUM KUŞÇULUĞU.. HELE SEN BENİM ŞU CEKETİMİ GETİR BAKALIM.. ÇIKACAĞIM..” demiş. Hanımı şaşırmış. “Bu saatte nereye gideceksin” demiş. Çünkü saat bayağı geç bir akşam vakti. Abimiz “Nereye olacak.. Meyhaneye içmeye gideceğim.. Yıllardır ne sigaram var ne içkim.. Evden işe, işden eve gider gelirim. Akşamları gezemeye bile çıkmam. Tek zevkim bu kuşlar. Şu kuş zevkimde olsun yardım etmiyorsun. Bir kireç vurmuyorsun. Tamam bırakıyorum kuş işini. Ver ceketimi içmeye gideceğim ben. Zaten ne zamandır da canım çekim duruydu..” diye gürlemiş tekrar. Hanımı “Sen ciddimisin” diye sormuş.. Abimiz hiç taviz vermemiş.. Ceketini omuzlamış. Merdivenlerden aşağı doğru inmeye başlamış. Ama normalde 15  saniyede indiği merdivenleri, o gün 1 dakikada indirmiş.. Birde inerken ayaklarını tak tuk vururmuş.. Hanımı iyice gittiğine inansın diye.. Bir kulağı da yukarıdaymış.. Ha çağırdı ha çağıracak derken hanımının sesi duyulmuş: “ Durr  herif  tamam gitme.. Kireçleyeceğim..” Bizim abi içten içe sevinmiş ama.. Hemen de kuyruğu indirmemiş.Yukarıya doğru ünlemiş “Yok yok vazgeçtim.. İstemem artık.. Ben gidiyorum..” Hatta kapıyı açar gibi falanda yapmış.. Yukarıdan bu sefer ses net gelmiş  “Eğer gidersen Peygamberimizin şefaatından mahrum kalasın.. Dur gitme.. Vallahi  Kireçleycem”. Bu ünlemeyi duyunca bizim abi sanki mecburiyetten dönmüş gibi yukarı dönmüş ve “Eğer Şefaat Olayını karıştırmasan dönmeyecektim. Meyhaneye gidecektim. Çok kızdıydım” demiş.. Hanımı hemen mutfağa koşmuş. Kahve yapmış gelmiş. Sen şunu içe dur. Ben hemen başlayım demiş. Başlamış o çatıdaki kuşlara ayrılan bölümü kireçlemeye.. Daha abi  henüz kahvesini bitirmişken oda işi bitirmiş. “Eline Sağlık Hanım” demiş bizim abi.. Güzel oldu diye de eklemiş.. Hanımı hemen mutfağa koşturmuş tekrar. Bir kahve daha yapmış gelmiş ve tekrar kireç karmaya başlamış. Abimiz “Ne yapıyorsun Hanım.. Neden Kireç Karıyorsun. Başka Kireçlenecek yer varmı” diye sormuş. “Yok Yok.. Sen kahveni iç   ben şuraya bir kat daha kireç vurayım” diye cevap vermiş  yenge….

Hikaye bu.. Bu hikayeyi dinleyip, gülme krizim geçince abiye sordum “Ya  abii..  Ya sen giderken yenge geri çağırmasaydı.. Ya dışarı çıksaydın.. ne yapacaktın.. Ciddi Meyhaneye mi gidecektin..?”

El Cevap “ YOK BE AĞAM BU YAŞTAN SONRA NE MEYHANESİ…  EĞER GERİ ÇAĞIRMASAYDI  ÇIKIP EVİN ETRAFINDA BİR İKİ TUR ATIP GERİ GELECEKTİM.. KENDİM BADANA EDECEKTİM !!!!!”

Allah  Tüm Kılıbıkların Yardımcısı Olsun.. (Amin)

Şahin Çimi

Share
Bu Yazı  Şu Ana Kadar   519   Kere Okundu

Yorum Kapalı

Giriş