SeydiÅŸehire Geldim
Altı buçuk yaşındaydım SeydiÅŸehir’e ilk geldiÄŸimde. Atatürk İlkokulu’ydu o zamanlar birinci sınıfını köyde okuyup da babamın iÅŸi münasebetiyle gelip ikinci sınıfa baÅŸladığım okulun adı. Hep derler ya doyduÄŸun yerdir memleketin doÄŸduÄŸun yer deÄŸil diye. Ben de burada doydum. Elbette insanın kiÅŸiliÄŸinin neredeyse tamamının ilk altı yılda oluÅŸtuÄŸunu biliyor ve kiÅŸiliÄŸimi kazandığım köyümü hiç bir zaman unutmuyordum. Fakat o zamanki adıyla İsmet Åžen Orta Okulu’nun bahçe duvarında oturup yediÄŸim ekmek arası haÅŸlanmış yumurtanın kokusunu da unutabilmiÅŸ deÄŸilim.
Ticaret Meslek Lisesi hayatımın en çalkantılı yıllarını yaşadığım ergenlik dönemimin neredeyse tamamını oluşturur. Yaramazlıklarımıza sabreden öğretmenlerimizi saygıyla anıyorum. Ve şu anda kendileriyle meslektaş olmaktan gurur duyuyorum. Öyle ya tahammül sınırlarımız da dünyanın sınırlarıyla (!) birlikte azalmaya başladı. Kimse kimseyi çekemez, eşler birbirinin küçük kusurlarına dahi katlanamaz duruma geldi.
BaÅŸta Hasan YILMAZ hocam olmak üzere Ramazan ARI, Ömer ÜRE ve SeydiÅŸehirli Abdullah SÜRÜCÜ ve ismini sayamadığım diÄŸer üniversite hocalarımın; psikolojinin ve eÄŸitim bilimlerinin temelleriyle birlikte içimize ektikleri diÄŸer bilgi tohumlarını da unutabilmiÅŸ deÄŸilim. Selçuk Üniversitesi’nde geçirdiÄŸim dört yıl hayatımın kökten deÄŸiÅŸtiÄŸi hani Necip Fazıl’ın tabiriyle
” Tam otuz yıl saatim iÅŸlemiÅŸ ben durmuÅŸum.
Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuÅŸum”
dedirtecek kadar benim adeta yeniden doÄŸmama vesile olan yıllardır. Rahmetli Necip Fazıl’a göre ÅŸanslıydım belki; o otuz yaşındaydı bense yirmiiki yaşındaydım gökyüzünden haberli olarak uçurtma uçurmaya baÅŸladığımda.
Fakat yaş değildi önemli olan. Liseyi bitirdikten yıllar sonra öğretmeniyle karşılaşan bir öğrenci öğretmenine dert yanmış. Hep hukuk okumak istiyordum. Fakat artık çok geç. Öğretmeni kaç yaşında olduğunu sormuş öğrenciye. Yirmibeş cevabını almış. Peki hukuk fakültesi kaç yıl demiş. Dört yıl demiş öğrenci lafın nereye geleceğini merak ederek. Peki dört yıl sonra kaç yaşında olacaksın demiş öğretmeni? Yirmidokuz yaşında olacağım. Eğer hukuk fakültesini okursan kaç yaşında olacaksın? Yine yirmidokuz.
Evet biz insanlar hayatımızda bir ÅŸeyleri yapmak için hep gereken zamanın daha gelmediÄŸini düşünürüz. Fakat zaman öyle gelip geçer ki artık aynı ÅŸeyleri yapmak bizim için çok geçtir. Ne demiÅŸ bir danışanı ünlü psikoterapist Yalom’a: Elli yaşına geldim, fakat daha büyüyünce ne olacağımı bilmiyorum.
Yozgat ve Ankara’da geçen sekiz yılın ardından SeydiÅŸehir’e dönüş yaptım. On üç yıl önce bıraktığım SeydiÅŸehir’i bıraktığım gibi buldum. Fakat ne kendimi ne de SeydiÅŸehir’de bıraktıklarımı bıraktığım gibi bulabildim. Çocuklar ergenlik çağına girmiÅŸ, gençler yetiÅŸkin olup çoluk çocuÄŸa karışmışlar, yetiÅŸkinler ihtiyarlamış, ihtiyarlar ölmüş.
Küpe camisinin hemen üzerinde SeydiÅŸehir manzaralı bir mezarlık var. Ben oraya yerleÅŸinceye kadar yer kalırsa mezarlık sınırlarında oradan bir yer düşünüyorum kendime. SeydiÅŸehir manzaralı. Fazla yer kaplamam. Dünyada da fazla bir yer kaplamaya niyetim yok. Kimseye yük olmak, kimsenin canını sıkmak istemem. İyi yaÅŸamaktan, varoluÅŸ gayeme hizmet etmekten baÅŸka bir niyetim yok. İyi biliyorum ki “İyi yaÅŸamayı öğrenmek, iyi ölmeyi öğrenmekten geçer”. Ben de her gün iyi ölmeyi öğrenmeye çalışıyorum ve ölünceye kadar da iyi ölmeyi öğrenmeye çalışmakla geçecek hayatım.
İnsanların yaşlanma belirtilerinden birisi neymiş biliyor musunuz? Geçmişten bir şeyler anlatmaya başlamakmış. Evet galiba yaşlanıyorum artık. Aslında bebekler de bir yaşını bitirip iki yaşına bastıkları zaman yaşlanmış olurlar. Nedense onlara yaşlandı demezler de bir yetişkine yaşlandı derler. Oysa aralarındaki fark ne ki? Her ikisi de ölüme bir adım daha yaklaştı. Daha doğduğumuz andan itibaren ölüme bir adım yaklaşarak yaşarız.
Åžimdilik bu kadar..
Vesselam…
Şahlan Mustafa Çimi
Bu Sayfa 60 Kere Okundu


